30 Ağustos 2013 Cuma

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Herseye ragmen bu guzel gunumuz kutlu olsun. Tum sehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Onlara sonsuz tesekkur borcluyuz. Tabiiki en cok Atamiza.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Bayburt-Gümüşhane-Erzincan

Bayburt, Herşey başıma burada geldi ne güzel başlamıştık halbuki güne. Lastik patladı. daha sonrasında yedek lastik takma işlemi dağ taş derken kendimi Gümüşhane ve sonrasında Erzincan'da buldum.

İşte çivimiz!

Bayburt küçücük ve güzel bir il. beğendim. hala güzelleştirmek için çabalıyorlar. Oda güzel birşey. En azından çabalıyorlar.
Bayburt Genel

Gümüşhane de çok bişey değişmemiş son gittiğimden beri. Sadece tepeye Türk bayrağımızı dikmişler ve çok hoş olmuş. En çok o gözüme çarptı yani:)
Gümüşhane'ye Tepeden Bakış

Erzincan, Can Erzincan:) Heleki Kemaliye.. Erzincan merkezi sevemesemde ilçeleri çok ilginç ve güzel gelmiştir bana. ulaşımı zor olsada.

Kemaliye

25 Ağustos 2013 Pazar

5 Günlük Hava-Yol Tahmini

5 gündür orası burası çalıştığım için yazamadım. Sırasıyla Elazığ-Bingöl-Muş-Ağrı-Erzurum gittiğim yerler. Ne güzel memleketimin her karışı.. Ama, (yine ama dedim.. çünkü hakikaten yapılması gereken çok şey var..) Çarpık kentleşmeyi bir türlü çözemedik.. Bu illerde en iyi durumdaki ilimiz Ağrı'ydı sanırım.. Neyse yollara devam. Bu kez Bayburt.

20 Ağustos 2013 Salı

Tarihi Eser Ne olaki?

Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından I. Derece Arkeolojik Sit ve Koruma Alanı ilan ettiği Oklukaya Mevkii, Sit alanı olmaktan çıkarılınca! bölgede faaliyet gösteren mermer ocağı firmalarına gün doğdu. Tarihi eser dinlemeden yıkıyorlar herşeyi. Bu sadece Bizim! ülkemizde olur detirtiyor adama..

Neden tarihi eser olan bir yer sit alanından çıktı? Olay basit aslında.. Söylemeye gerek varmı?

Aşağıdaki fotoğraftada görüleceği üzere Roma dönemine ait kaya mezarı arazimi ölçümü yapan devlet görevlilerince işaretlendi. Mezar üzerine 52 metre ibaresi yerleştirildi. kısacası tarih yok oluyor..

Bugün bir teşekkürde duyarsız devlet yetkililerine gelsin. Teşekkürler! Biz bunu hakediyoruz!



Eyvallah TRT!

TRT, Leyla ile Mecnunu bu sözler ile yayından kaldırdı;

“Dizinin yayından kaldırılıp kaldırılmayacağına gelecek hafta karar verilecek. Konuyla ilgili dizinin yapımcısı Onur Ünlü’yü Ankara’ya davet ettik. Dizinin reytinglerinin giderek düştüğünü kendisine söyledik. Ancak ilginçtir, dizi internette ertesi gün inanılmaz izleniyor ancak kimse TRT’de izlemiyor. TRT’de diziyi nasıl izletebilirizi Onur Ünlü ile konuştuk. Şu anda değerlendirme aşamasındayız. Dizinin yayından kaldırılıp kaldırılmayacağına gelecek hafta karar verilecek.”

demişti.. yani olay reyting.. e iyide siz reyting ölçümlerine girmiyordunuz ki? giriyormuydunuz yoksa.. vay arkadaş..

hadi diyelim giriyorsunuz reyting ölçümüne peki siz bu diziyi neden geç yayınlıyorsunuz? saat 22:45 ve hafta içi yayınlanan bir dizi ne kadar izlenir?

yani olay aşağıdaki video dan kaynaklandı.. IMDB de Dünyanın en beğenilen dizileri arasında 27. Sırada bulunan dizi böylelikle bitti.

birisi çıkıp alır bu diziyi diyorum ama nerede ki öyle bir kanal?

Herşey için Teşekkürler Leyla ile Mecnun ekibi..


17 Ağustos 2013 Cumartesi

17 Ağustos 1999

17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. Richter ölçeğine göre 7,5 Mw büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu. 50.000 e yakın ölüm,  ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştu. O gün uyuyamamıştık.. O gün uykuya dalıp uyanamayanlarda oldu.. Bir daha yaşanmaması dileğiyle.. Marmaranın gördüğü en büyük depremdi. Ölenlere Allahtan Rahmet, Sağ Yakınlarına başsağlığı diliyorum..


Kapattık Blog

15 Ağustos 2013 Perşembe

Geri Dönüşüm!

Daha önce çöpü biten ülkenin haberini sizlerle paylaşmıştım, buradaki olay daha güzel Pekin metrosuna girmeden sağdaki jeton kulübelerinden plastik şişe ile jeton alabiliyorsunuz. Geri dönüşüm için harika bir uygulama. Biz daha nelerle uğraşıyoruz Allah'ım...



14 Ağustos 2013 Çarşamba

Demiryolları vs Karayolları

Biliyor muydunuz?

*Türkiye'de demiryolu yerine Karayolu taşımacılığının tercih edilmesinin, ABD'nin yaptığı Marshall yardımının bir şartı (kriteri) olduğunu,

*İstanbul-Ankara arasında elektrikli tren projesinin 1959 yılında ha...zırlandığını,

*1976 yılında Demirel tarafından 411 km olarak ihalesi yapılan Ankara-İstanbul hızlı tren hattının % 40'ının tamamlandığını, ancak bunun bitirilmesinin engellendiğini, Mesut Yılmaz'ın bu hattı tamamlamayacağız diye bir açıklaması olduğunu ve iktidar olduğu yıllarda da bu hattın tamamlanması için çalışma yaptırmadığını,

*8 Haziran 2003 tarihinde AKP'nin Ankara-İstanbul hızlı tren hattını tamamlamak yerine, Abdülhamit zamanından kalan 725 km. lik hattı modernize edecek şekilde Alarko ile ortak İspanyol şirketiyle bir anlaşma imzaladığını,
*Bu hattın Ankara-Eskişehir arası için 600 milyon dolarlık bir harcama yapılacağını ve bu projenin hızlı tren ile bir ilgisi olmadığını aksine hızlı treni engellemek için bir aldatmaca olduğunu,

*Ankara-İstanbul arasında, Prof. Dr İlyas Yılmazer'in bir elektrikli demiryolu projesi hazırlamış olduğunu. Bu projeye göre 395 km. olacak demiryolunun, boru tipi türbin ile Mudurnu çayından elde edilecek elektrikle bedava enerji ile çalışacağını ve bu bedava enerji ile günde 96 sefer yapılabileceğini,

*Atatürk zamanında 4075 km. demiryolu yapıldığını, bundan sonraki 65 yılda ise sadece 1510 km. demiryolu yapılabildiğini,

*1950 yılında %50 oranında olan demiryolu taşımacılığının, 2003 yılında %5 e düştüğünü,

*Tokyo'da yüksek hızlı trenlerin (200 km/s), 1964 yılında çalışmaya başladığını ve bugüne kadar bu trenlerin hiç kaza yapmadığını,

*İzmir-Denizli arasının (300 km) 27 yıl önce otobüs ile 5, Trenle 6 saat, günümüzde ise bu mesafenin otobüsle 3,5 saat, trenle yine 6 saat (ort. hız 50 km /saat) olduğunu,

*ABD, Fransa ve Japonya'da 450 km/s hız yapan trenlerin hava yolu taşımacılığı ile rekabet ettiklerini,

*600 km/s hız yapan elektrikli trenlerin artık kullanılmaya başlandığını, 800 km/s hız yapan elektrikli trenlerin ise deneme aşamasında olduğunu,

*Taşımacılığını %95 oranında karayolu ile yapan Türkiye'nin, kaza sayısında 195 ülke arasında 12. olduğunu,

*Türkiye'de yılda 10-12 bin kişinin karayollarındaki trafik kazalarında öldüğünü,

*Türkiye'de % 7’si trenle yapılan taşımacılığın, elektrikli trenle %30’a çıkarılması durumunda, yıllık 36 milyar dolar tasarruf edileceğini, (Prof. Dr. Atıf Ural),

*AKP'nin acil eylem planında söz konusu olan 15 bin km. yolun, yapılabilirlik (fizibilite) çalışmasının, jeolojik ve jeofizik etütlerinin, şehir içi geçiş planlarının, bilimsel değerlendirmesinin olmadığını, (Prof.Dr. Atıf Ural),

*Tarsus-Adana-Gaziantep arasında yapılan yolun, keşif bedelinin, 360 milyon dolar, keşif uzunluğunun 243 km, öngörülen bitiş tarihinin 1991 yılı olduğunu, ancak bu yolun 258 km olarak, 2001 yılında 4,2 milyar dolara bitirildiğini (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Otoyolların geçtiği alanların, on kilometre sağ ve on kilometre solunun, kirlilik nedeniyle tarım alanı olmaktan çıktığını,

*Türkiye'nin en verimli ovalarından biri olan İzmir Menemen ovasının ortasından, otoyol geçirmek için proje hazırlandığını, otoyolun ovanın 4 bin dönüm arazisini yok edeceğini,

*Otoyolların verimli ovalar içinden geçirilmesinin Türk tarımını yok etme planının bir parçası olduğunu,

*Ovanın içinden geçen karayolları kenarlarındaki bağlardan ihraç edilen üzümlerin, zararlı madde bulunduruyor olmaları nedeniyle iade edildiğini,

*Yüksek hızlı demiryolunun km. maliyetinin 1.4 milyon dolar ömrünün 30 yıl, bölünmüş yolun km. maliyetinin 1.5 milyon dolar, ömrünün 15 yıl olduğunu (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Ankara-İstanbul arasında yapılan Bolu Tüneli ve viyadüklerine (25 km) harcanan para ile, Ankara-İstanbul arasını 1,5 saate indirecek demiryolu yapılabileceğini, bu demiryolunun tüm enerji ihtiyacının, Mudurnu çayından karşılanabileceğini (Prof. Dr. İlyas Yılmazer),

*Bolu tünelinin Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde olduğunu,

*Türkiye'de Avrupa'daki toplam sayıdan daha fazla, otobüs ve kamyon olduğunu,

*Avrupa ülkelerinde, elektrikli trenle yük taşımacılığının en düşük olduğu ülkede, bu oranın % 60, yolcu taşımacılığında ise en düşük oranın % 80 olduğunu,

*1 km. karayoluna yapılacak harcama ile 5 km. demiryolu yapılacağını,

*Karayolunda 5 ila 10 birim harcanarak taşınan yükün, demir yolunda 1 birim harcanarak taşındığını,

*Batum'dan Hopa'ya bir TIR'ın 3 bin dolar, bir vagonun 2500 dolar taşıma ücreti aldığını, bir vagonun 3 TIR'ın taşıdığı yükü taşıdığını,

*Demiryolu ulaşımının, komünist ülkelerin tercihi olduğunu öne süren Özal'ın, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı yaptığını,

*Gaziantep-Adana arasında 4 milyar dolara yapılan otoyolun, günde 25 bin araç trafiği için ekonomik olduğunu, ancak bu yolda günde sadece 2.500 araç trafiği olduğunu,

*İstanbul-Ankara arasını 3 saat, Ankara-Mersin arasını da 3 saatte alacak olan bir demiryolu yapılsa bunun maliyetinin 4 milyar dolar olacağını,

*Japonların yaptığı araştırmaya göre, karayolu taşımacılığının, denizyoluna göre % 166 daha pahalı olduğunu,

*Ülkemizde, denizyolunun yük taşımacılığındaki payının % 0.3 olduğunu,

*300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırken, bizim ise 2,5 milyar dolar dahi pay alamadığımızı,

*Ulaşım, enerji, eğitim gibi temel politikaları yanlış olan bir ülkenin kalkınamayacağını,

Biliyor muydunuz?

Ya da boş verin, hepsinin yalan olduğunu düşünün ve komünist ülkelerin tercihi olabileceğini yumurtlayan yer cücesinin sözlerini de bir yana bırakıp sadece fotoğrafa bakınız, şu talkım la salkım meselesi, bizleri mazota benzine otobüse minibüse, kamyona otomobile bağımlı yapan Avrupa'nın demir yolları ağına bakın yorumsuz her şeyi anlatıyor..



Yukarıda Avrupa'nın raylı sistem hatlarını görüyorsunuz. ve tabii ki bizimkisi... Daha fazla söze gerek var mı?

Başkaldırıyorum

Sene: 1998-1999
Yer: DGM önü
Muhabir toplumsal şarkılar yapan sakallı bir adama soruyor:

- Neden BAŞKALDIRIYORSUNUZ?

Sakallı adam mağrur, gülümser: Başkaldırmayıpta kıç mı kaldırsaydım?


Özgün Müzik sayfasına teşekkürler.

Provokatör Penguen!

Bu sayısıyla yandaş medyadan ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gösterdi Penguen. Teşekkürler Penguene ama dikkat etmek lazım provokatör diye alırlar vallahi içeri.. Özgürce düşünmek bile provokatörlük oldu bu ülkede çünkü..


10 gün!

Dile kolay 10 gündür yazmıyorum:) daha doğrusu yazamıyorum:) bu 10 günlük periyotta neler neler yaptım vallahi yazsam inanın sayfalar sürer ama blogumu özledim yahu. blogum blogum canım blogum şarkı bile besteledim ileriki yazılarda paylaşırım:)

şimdi 10 günlük süre zarfında olanlar bitenler gördüklerim duyduklarımdan en çarpıcı olanı yorumsuz olarak aşağıda diyecek çok şey var ama;

                                                             

4 Ağustos 2013 Pazar

Kars - Ardahan Gezelim Görelim

Yollarda Onur Yollarda. :)

Kars şirin bir şehrimiz amma velakin tek yön olayı baya kafa karışıtırıyor. heleki yeni geçmişlerki o uygulamaya. vallahi benide zorladı baya:)


Ardahan da gezerken ağustos ayında baya baya üşüdüğüm sabah 7 dereceyi gördüğüm değişik bir ilimiz. Rakımı 2000 küsürlerde olduğundan olsa gerek. Karadenizin iklimindende etkilenmiş olacakki, yeşilliği ve ağacıda bol. Ne çok yol çalışması var burada bir görseniz. bir o kadarda yola ihtiyaç var. şehir merkezi neredeyse asfaltsız.



1 Ağustos 2013 Perşembe

Gülüver Şimdi!

'Gülüver' şimdi.

Ankaranın Bug'larına çok teşekkürler diyerekten oradan kopyaladığım ve halimize gülermisin ağlarmısın dediğim bir konuyu paylaşmak istiyorum, haklı oldukları su geçirmez bir gerçek aynen kopyaladım;

Dün akşam, ailemle beraber Ankara'nın Samsun çıkışında yer alan Mavi Göl isimli piknik ve dinlenme alanına gitmiştik. Oradaki bir tabela dikkatimi çekti: Gülüver. Merak edip tabelanın nereyi gösterdiğini buldum. Meğer sivri zekalılardan biri, Türk ve müslüman kültürüyle yoğrulmuş bir ülkenin başkentine, Jonathan Swift'in roman kahramanı Gulliver'in yaklaşık 5 metrelik bir heykelini dikmiş, üstelik ismi de Gülüver. Neden Nasrettin Hoca, Keloğlan değil de Gülüver Heykeli.. Ne demeli bilmem? Ya da her zamanki, klasik Türk tepkisiyle, Gülüver gitsin mi?

Ankara'nın Bug'larına Teşekkürler